Moda Psikolojisi

Geçen hafta çarşamba, hafta ortası gerçeği. 

Farkına vardığımda saat 4:30’a yaklaşıyordu. Aslında daha bitmemiş işlerimi toparlama evresi ile henüz tanışmışken, santralistanbul kampüsünde düzenlenecek “Moda Psikolojisi” adlı seminer notu ilişti gözüme. Çok merak ettiğim bir konu üzerine konuşulması hayli cezbetmiş ki beni alelacela bilgisayarı kapatıp, masa ile vedalaştım.

Daha çok öğrencilerin katılımı ile gerçekleşen seminerde sunumları için Prof. Ben Fletcher ve Karen Pine yerlerini aldıklarında, aklımdaki Profesör algısı değişti. Ben bu kadar tarz olabileceklerini hiç aklıma getirmemiştim.

Sunumun konusu öncelikle insan davranışı, psikoloji ve bunun modaya yansımasıyla ilgili. Prof. Ben Fletcher’ın bir ülkede moda ne kadar benimsenirse, o ülkenin değişime daha çok istekli ve açık olma isteği doğru orantılıdır  tespitini oldukça farklı bir yaklaşım. Hatta sadece bu sözcükler ağzından çıkarken bile, anlatacaklarının sizin hiç düşünmediğiniz bir yerden dünyayı izlediği gerçeğini ortaya koyuyor. Tüm konuşulanları yazmak gibi bir iddiam yok, lakin sonrasında okumaya kalktığımda kendisini şifreleyen bir yazım olduğundan aldığım notların bir kısmını paylaşabiliyorum.

Sunumda en dikkat çeken çalışma, kesimleri farklı takım giyen ve yüzleri gizlenmiş iki modelin, insanlar üzerinde etkisi konulu araştırma. İlk defa karşılaştığımız biri hakkında karar vermek için 3 saniye gibi kısa bir süre yetiyor. Bu araştırmadan yola çıkarak 2 modelin yüzü gizleniyor ve sadece kıyagetlerine bakara da böyle bir genellemenin gerçekliği araştırılıyor. 1. modelin takım elbisesinde dar kesim ve hafif parlak bir kumaş kullanılmışken, 2. modelin takım elbisesinde standart kesim ve standart kumaş kullanılmış. Araştırmaya katılan katılımcıların tercihi ise 1.model üzerinde yoğunlaşmış. İki modele de 3 saniye süreyle bakan katılımcılar, 1. modelin daha karizmatik ve güvenilir olarak değerlendirmiş. 

Bir diğer konu ise renklerin insan algısı ve moda üzerine etkisiydi. Yine yapılan bir araştırmada kırmızı renk elbise tercih eden kadınların erkekler tarafından daha yakın, daha sıcak ve konuşulması daha rahat kadın olarak değerlendirilmesi. Hatta ilk buluşmada ne giyilmeli? Sorusuna Prof. Ben Fletcher cevabı, kadınsanız kırmızı renkli bir elbise tercih edilmesi buluşma gerginliğini yumuşatıyormuş.

Giyim tarzı ve renk tercihleri, kişinin ruh halini değiştirebiliyormuş. Kendisini kötü hisseden , morali bozuk 10 kadın’dan 7’si dışarı çıkarken kot pantolon giymeyi tercih ediyormuş. Mutlu olduklarında ise dolaplarındaki sevdiği elbiseyi giymesi morallerini 10 kat arttırıyormuş. 

Son olarak, modayı takip eden kitlelerin gruplandırılması kısmı var ki, Ben Fletcher zaman olsa mevzuyu daha da derinlemesine anlatırdı. Kısa kısa üzerinden geçtiği gruplandırmada 2 farklı özellik gösteren grup dikkat çekiyor. Birinci grup modayı izleyenler. Bu grup modaya uygun olmak için giyiniyor, çünkü genel eğilim insanların kendilerini bir gruba ait hissetme istekleri. Moda, bu yönden incelendiğinde aslında zevkle değil, daha çok aidiyet duygusu ile ilgili. İkinci grup ise moda yenilikçileri, önderleri. Bu grup ise kendilerini farklı hissetmek için giyiniyorlar, aidiyet duygusundan çok grup dışına çıkma istekleri ve cesaretleri var. Her iki grup da birbirinden farklı gereksinimler sonucu moda ile ilgili. Ve bu fark stili oluşturan en önemli unsur.

Prof. Ben Fletcher ve Prof. Karen Pine Bilgi Üniversitesi’nde bu sene derslere başlamışlar. Sonrasında moda ana konulu doktora, master programı oluşturma gibi gayeleri var. Bu birbirinden leziz insanı takip etmek lazım. 

En güncel yorumlar

Blog yorumları Disqus kaynaklıdır