Naylon Mont üzerine Puf bir hikaye
Klasik bir hikaye üzerine söylenebilecek çok az şey vardır. Birazdan anlatacaklarım bunun ‘çok’ versiyonu…
Köşedeki kahve dükkanına uğradım, her zamanki gibi, her zamanki kahve siparişimi verdim. Ama bu sefer istemeden de olsa kasadaki servis elemanı ile kısa bir diyalog içerisine girdim. 3. tekil kişilerle konuşmak benim için oldukça zahmetli bir durum. Sanırım kısa diyalogların da en iyi tarafı, lafı uzatma evresine girmeden ortamı terk edebilmek. Dışarı çıktığımda, gözlüklerimdeki buğu oranı havanın soğuk nefesini hissetmemi kolaylaştırdı. Adımlarımı hızlandırıp tramvay yolunda kendime bir çizgi belirledim. Çizgiyi takip edip, hızlı adımlarla varış noktasına ulaşmak çok basit gelir bana. Sanki bir oyun bölümünü tamamlamak için gerekli hile kombinasyonunu bulmuş, X / O’ya aynı anda basıp, sonrasında R1 ve L1 tuş serisi ile sınırsız güç kazanmak gibi.
Çizgi ile belirli bir noktadan sonra ayrılmak zorunda kaldık. Köşeyi döner dönmez, artık oyuna hilesiz devam etmem gerektiği gerçeği ile kendimi kalabalığın içine attım. Öndekinin ayakkabısına basmadan, arkamdan gelen -yürüme mantığını kavrayamamış- evrim atığı insanlardan kaçmaya çalışırken - tam da o anda - sarsıldım, elimdeki tüm kitaplar yere yığıldığı gibi kahvemde bağımsızlığını ilan edip mürekkebin kağıtta dağılması efekti ile onun montunda hareket etmeye başladı. Bi saniye, sanırım montunda bir şeyler beliriyor. Daha yakından bakmak için ona doğru eğiliyorum. Yanlış görmüyorsam aynen şöyle, -hatta benim dediğim, az önce içtiğim kahvemle- ‘Salak Önüne Baksana’. Üzerimde şu puf puf montlardan biri vardı. Çarpışma sırasında hava yastığı etkisi yarattığını söyleyebilirim. Bu kış oldukça moda olduğu için mi yoksa giyince kendimi daha rahat hissettiğim için mi bunu almıştım o kısmı çok net hatırlamıyorum. Şimdi dökülen kahvenin tazelenmesi için kısa saçlı hafif fransız bakışlarına sahip bu hatuna bir özür borçluyum… Kestik.
Hikayenin sonu, aslında en can alıcı noktası. Sonrasında olacaklar, bu kısa süreli çarpışma öncesinde gerçekleşen olaylardan çok bağımsız. Hatun kişinin karşısındakine 3 saniye bakışı, ve sonrasında bizimkinin özrü ile birlikte bir şeyler içme teklifine cevabı. Delikanlının ne giydiği bu karar mekanizmasını etkileyen önemli bir unsur.


Naylon Mont olarak litaratürde geçsede ben daha samimi bulduğum için Puf Mont olarak anlandıracağım kendisini. Bu sezon oldukça farklı parlak, kumaş desenleri ile bu montları, yelekleri hemen hemen her markada bulmak mümkün. t-shirt, jean ve bot üçlüsü ile kombinlenmesi oldukça kolay, Sanki giy-çık-çarpış formülü üzerine hazırlanmış erkek giyim buluşu. Parlak olan puf yelekleri kot gömlek ile giymek her zaman başarılı sonuç veriyor. Tabi renklere biraz dikkat etmek lazım.




