John Galliano’nun beyninde Rudolf Nureyev dansı. 2011 Erkek Koleksiyonu
Karla kaplı ıssız tepelere karanlık çökmek üzere. Dışarısı o kadar soğuk ki, bir tahminde bulunmak isteseniz -20’den sonra söyleyeceğiniz herhangi bir sayı bile kimseye abartı gelmez (-30 hatta -70 derece ). Tepelerin beyazlığını yaran tren yolunun var olduğunu sadece ileride beliren siyah dumanı fark ettiğinizde anlayabilirsiniz.
Her yer o kadar beyazdır ki sicim gibi yükselen kara dumanı 5 km öteden görmemeniz için kör olmanız gerekir. 1938 yılında o karlı tepelerden geçen tren vagonlarının herhangi birisinde doğdu Rudolf Nureyev. Dünyaya ayak basmış en iyi dansçısı o muydu? Soruya cevap vermek için yeterli bilgim yok maalesef ama farklı duruşu ve stili ile çizginin dışında olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Rusya’da başlayan, yokluk içinde geçen zor bir gençlik. Babasının şiddetle karşı çıktığı dansa olan bağlılığı. Baskılardan bunalıp iltica ettiği Avrupa semalarında hak ettiği şöhret ve akabinde gelen sosyete parıltısı içindeki rock yıldızı ile bale dansçısı arası geçen hayatı. Azmi, dans tutkusu ve kendine özgü stili ile hala ilham kaynağı. 20. yy’lın en aykırı ikonu Rudolf Nureyev hala ilham vermeye devam ediyor. Şimdi onu yorumlama sırası John Galliano’da.
2011 Kış erkek koleksiyonuna bakarken aslında Nureyev’in kısa metrajlı hayatını izliyorum. Tatar asıllı Rus dansçının kar içinde geçen gençlik yılları ve Fransaya göçü ile başlıyor koleksiyon dillenmeye. Tatar desenleri ile bezenmiş, kalın parkalar ve bol kesim kalın pantolonlar, tozluklar. Sonrasında Avrupa’ya ayak basan gencin stilindeki değişim.Kasketi ve boynundan eksik etmediği şalı. Galliano o kadar iyi harmanlıyor ki Nureyev’den aldığı ilhamı, desenler-kesimler Nureyev ile birlikte yaşıyor, tekrar hayat kazanıyor. Kusursuz.
Rudolf Nureyev